Kadın Numarası

Kadın numarası idi, şimdi geçtiğimiz günlerden birinde erkek ırkına acımasızca yaklaşmış biri olarak kadınlara da bulaşmaktan geri durmayacağım tabi ki. her ne kadar hayranı olduğum bir cins olsa da bu onları her şeyiyle sevdiğim anlamına gelmemektedir doğal olarak. ancak erkek ırkına yaptığım eleştirilerden farklı olarak kadınlarda çok ciddi istisnalar mevcuttur. kadın birazdan bahsedeceğim genel hatalarının nadir de olsa farkına varıp yeni bir hayata adım atabilmektedir, şükür ki.

 

sohbet numarası
sohbet
sohbetler
sex hattı
canlı sohbet
sex sohbet
canlı seks
cinsel sohbet
sohbet hattı

Kadın Numarası nasıl bulunur?

şimdi efendim bu kadın numarası ırkı ayrıntıcıdır duygusaldır bilmem nedir diye yıllarca kafamızı siktiler malumunuz ki lakin bence çok daha başka faktörler kadını günlük yaşamdaki haline getirmektedir. mesela napar kadın günlük yaşamda soruyorum size. napar lan?  sıkılır efendim cevap bu normal bir kadın numarası gününün %87sini sıkılarak geçirir. çünkü kadın doğası gereği ilgi görmeye ve eğlendirilmeye programlanmıştır. onun için çevresindeki erkekler onu eylemek için dünyaya gönderilmiş bilinçsiz kölelerdir. bunu kendine bile itiraf edemez ama yaptıklarıyla bunu hissettirmekten geri durmaz.

sohbet numarası
sexs
sex hattı
erotik sohbet
sex siteleri
kadın numarası
orospu hatları
canlı sohbetler

Kadın Numarası

“ilişkimiz monotonlaştı murat ayrılalım” ne demektir mesela? artık beni yeterince eğlendiremiyorsun, beni şaşırtamıyorsun murat ben çok şeker yeni bir çocukla tanıştım onunla takılacağım bundan sonra demek. kadın genlerindeki kod öyle emrettiği için, kendisini gerekli güzellik limitlerinde tuttuğu sürece ilgi göreceği bilinciyle yetiştiğinden, aksini asla kabullenemez. Kadın numarası özellikle çirkin olmakla ilgili her şey hayat işleyiş prosedürüne atılan hidrojen bombasıdır. hatta ben menopozun bunalıma sokan etkisinin hormonal dengenin bozulmasından ziyade, doğurganlık-kadınlık-çekicilik bağlantısının kurulmasından olduğunu tez olarak ortaya koyuyorum şu anda. buyrun.

Kadın Numarası
Kadın Numarası

sohbet numarası
sohbet kızı
sex hatları
orospu numarası
dul bayan numarası
cinsellik sohbet

Jigolo arayan bayanlar her zaman cinselliği ön planda tutar mı?

özellikle türkiye gibi cinselliği tabulaştırmış memleketlerde ortaya çıkan bir diğer kadın numarası özelliği de hepinizin aşina olduğu kukusunu elmaslardan daha kıymetli belleyen yarrak kadın numaraları modelidir. kafasına toplum tarafından çakılan cinsellik öylesine doğadan kopuktur ki, eminim bu zinciri kıran aklı başında bir gürüh olmasa, toplumun erkekleri abazalıktan sapıklığa vuracaklardır. haa olmuyor mu böyle şeyler, oluyor. daha da beteri olmadığıan şükrediyorum ben. seksi vermek almak sikmek sokmak algılayan erkekten çok kadındır. “sikildim psikozu” diye bir hastalık olduğuna inanıyorum ben. bu da malaesef ki kukusundaki zarı ödül sayan bir kadına müstahak bir durumdur inandığım kadarıyla.

Sadece bakire olanları değil aslında %99 oranla tüm kadınlar cinselliği erkeğe bir ödül gibi sunmaktan geri durmuyorlar şu memlekette. bunu yapıp halen kendine saygısı olabilen bir ırk olmak da kadının ilginç bir özelliğidir mesela. evet belki kızgınım ama erkekleri eleştiren onları yerdin dibine sokan yazımda belirttiğim üzere onlara karşı gelebilecek iradeyi geliştirememiş varlıklar olduğumuzudan bu kızgınlığımı ancak yazarak belli edebiliyorum ne yazik ki.

kadınlar ne ister? Kadın numarası. Çünkü aha soru bu sevgili okuyan kişi. yıllarca sora sora dilimizde tüy biten ancak temelinde yine kadın ırkına has yarrak bazı özellikler olan bir konudur bu da. kadın delilik başlığındaki yazımda uzun uzun anlattığım üzere evrenin seçicilik görevine hizmet ettiğinden, güce zaaf duyar. güç de o çağın rahat yaşama şartlarını sağlayan kriterlerdir basitçe. yani kadın ilk çağda kasa avlanma becerilerine hayranlık duyarken, günümüzde paraya kariyere prim vermektedir. aslında bu gizli de birşey değil, az çok tüm erkekler bunun farkında olduğundan çevremizde bir kadın numarası olduğunda hepimiz başarıdan başarıya koşan “ceo”lar oluyoruz bir anda. işte kadın güce olan bu zaafını düzgün kontrol edemediğinden “abi nasıl olur güzelim kız hanzonun yanında ” hatası ortaya çıkıyor sayın seyirciler. kadın genetik kodlarıyla toplumda isteklerini karşılayabilen adamın çirkinliği arasında kalınca geçersiz bir işlem yürütüyor ve kapatılıyor.

Kadın Numarası, arkadaşlık ilişkileri zayıf olan bu ırkın, acımasız bazı arkadaş kriterleri olduğu aşikardır. her kadın ancak kednisinden çirkin oldupuna inandığı bir, çok yakın arkadaş, kanki, canımcık bulunduruken. onun dışındaki kızların tamamının aptal ve dedikoducu fahişe olduğunu düşünmeye eğilimlidir. zira doğal ortamda rakibi olan bu kadınlar ancak kesin olarak kendisinden az çekici olduğu kabul edilirse çevresinde bulunabilir. en iyi arkadaşları erkekler olan mükemmel ve istisnai kadın alt türü de biraz bu yüzden oluşmuştur kanattimce. sokakta yaptığım tahlillerde güzel kızların güzel kızlarla, çirkin kızların çirkin kızlarla gezdiğini in vitro olarak belirlemiş durumda olmam da başka bir gerçeklik tabii.

msn zart zurt gibi ortamlarda her yazdığına bir şekil resim atayan şaşı kızlardan bahsetmek bile istemiyorum. bunlar banyo aynasından kendi resmini çeken bunu yaparken de hafif dekolte veren ırk kadar nefretimi kazanmışlardı zaman içinde. ancak bir bilim adamı olarak nefretimi çalışma azmine dönüştürerek şu akıl almaz sonuçlara ulaştım zamanla. bir kere banyo aynasından resim çekmek aciz bir durumdur sevgili bilim sevdalısı. Yani ben bazı özel açılardan güzel çıkıyorum ama kimse bunu denk getiremiyordu kadın numarası en iyisi kendim çekiyim demenin başka bir halidir bu. güzel çıkmak için kasmak insan ırkı için yazık bir durumdur şahsi fikrimce. ancak bir yere kadar kabul edilebilir. diğer yandan eğer bunu yaparken dekolte veriyorsa işte bu sapıklığın, sapkınlığın en uç noktalarından biridir. ahanda dan diye söylüyorum eğer herhangi bir resminde özellikle, memelerini, kalçasını resme sokmaya çalışan bir kadınsan bir meta olma yolunda hızlı adımlarla koşuyorsun demektir.

Sabah uyandığımda göz kapaklarını öptüğüm, sabah kahtvaltısı hazırladığım,
hayatım diye seslendiğimde efendim bey diye cevaplayan şirinlik muskası. Kadın numarası işte bu kadar naif bir duygunun eseridir sayın okuyan.

yeni doğan bebeğimizin başında kamp kurup, bokuyla sidiğiyle uğraştığı uzun uykusuz yorucu gecelerde bir gün olsun offf demeyen ,bebeğimizin biteviye sürüp giden ağlamalarını durdurmak için yapmadığı maymunluk kalmayan büyük oyuncu.gecenin zifiri karanlığında ben uykunun beşyüzüncü ramında kıçımda pireler uçarken daha bebeğin ilk çığlığında yataktan fırlayan anne.

gözündeki bir damla yaşın bütün bir dünyaya bedel olduğu, mide kanaması geçirdiğinde ecel teri döktüğüm, hastanede sabaha kadar yarabbim ona bir şey olmasın diye dualar ettiren.

kızımın saçlarını örüp, oğlumun cebine kolalı mendil koyan ,şefkatli bir buseyle onları okula uğurlayan.
dolabı her açtığımda sakız beyazı gömlekleri bulma sebebim, akşam yemeğinde yaptığı zeytinyağlı dolmaları ellerimle mideye indirdiğim, sevişirken maria callas’a taş çıkartacak aryalar okuyan, elbiseleri üzerindeyken de çıplak olduğundaki kadar masum olan.

gün batımında sahilde yürürken elini tuttuğum, kanapede film izlerken omzumda uyuya kalan.

işten atıldığımda teselli eden, altınlarını bozdurup ben çalışırım diyen fedakarlık abidesi.

başıma her ne gelmiş olursa olsun herdaim ordusuyla gurur duyan muzaffer bir komutan edasıyla yanı başımda dikilen.
şu acımasız, boşıboş, yapyalnız dünyada kaderimi benimle paylaşan morfin etkisindeki eşsiz yaratık, bomboş hayatımın deniz feneri ,yolumu her kaybeşimde sağsalim karaya ulaştıran , beraberliğimizin yılmaz bekçisi, bütün dünya karşımızda dursa dahi beni yek başıma koymayacak biricik insan.

parti bitip, eş dost arkadaş yitip gittiğinde geride sırt sırta vereceğim hayat dostum, bastonlarımıza ve birbirimizden güç alarak çocukken koşturduğumuz parkta güvercinlere yem atacağım hayat yoldaşım.

geçmişimin dedektifliğine soyunmayan ,geleceğiminse muhasebeciliğine bakmayan kişi.

gözlerinde bütün bir dünyanın güzellikliğini gördüğüm.

o olmasaydı hangi saiklerle yaşardım diye sorgulatan, hayatımın anlamı olduğu kadar amacı da olan.

düzeltme: evli değilim hiç evlenmedim yüzde yüz hayal gücü diye ekliyor, temennileriniz içinde teşekkürü bir borç biliyorum.

seksin hayatımızın her anını kaplıyor oluşu beni şaşırtıyor. bunu sadece “biz türkler…” diye başlayabileceğim bir yerli malı kötüleme girişimine yedirmek için söylemiyorum, aksine tüm insanlık seks denilen naneyi fazla abartıyormuş gibi düşünüyorum. ancak bu entiride bu abartının başka bir yönü üzerinde durmak istiyorum. ingilizcedeki sex, türkçedeki seks’in gurbete çalışmaya gitmiş uzaktan bir akrabasıymış gibi duruyor, ama kesinlikle birincil bir yakın değil. sex, collins’in sözlüğüne bakarsak iki anlamda karşımıza çıkar:

1. the sum of the characteristics that distinguish organisms on the basis of their reproductive function.
2. either of the two categories, male or female, into whichc organisms are placed on this basis.

kısacası anlam olarak sex’te dikkat çeken, birincisinde üretim işlemine bağlı olarak organizmanın niteliklerinin tümü, ikincisinde ise birincisindekinden hareketle bu organizma türlerinin eril ve dişil olmak üzere herbiridir. oysa bizim dilimize sıçrayan seks kelimesi, gâvurların “sexual intercourse” dediği (yine collins sözlüğündeki tanımına göre: “the act of sexual procreation in which the insertion of the male’s erect penis into the female’s vagina is followed by rhythmic thrusting usually culminating in orgasm; copulation; coitus”) “cinsel birleşme” olarak da çevirilebilirliği bulunan kavramın içerdiği manaya sığıştırılmış durumdadır (tdk: “cinsel ilişkide bulunma”). o hâlde latincedeki sexus’tan itibaren cinsiyeti belirleyen bu kavramın, eyleme dönüşmesi, yaygın kullanıma göre tümden cinsiyetlerin cinsiyetlerini belirgin kılacak/cinsiyetlerine uygun olacak eylemi gerçekleştirmeleri anlamıyla ilişkilendirilebilir. bu tarz isimden fiilleştirmeler, eylemleştirmeler türkçede olduğu gibi diğer dillerde de var. aslına bakılırsa isimden mi fiil, yoksa fiilden mi isim oluştuğunun bir anlamı yok. sonuç itibariyle isim fiilleşmiştir.

örneğin firmus “sağlam”, firmare “sağlamlaştırmak”; infirmus “zayıf”, infirmare “zayıflaştırmak” gibi.

Zaten tırnak içinde verdiğim karşılıklar da aynı konunun türkçedeki örnekleri olarak görülebilir. ingilizcedeki sex’in to sex oluşu da buna örnektir. ancak to sex’in ilk anlamı (collins sözlüğüne göre) “the ascertain the sex of”tur yani bir şeyin (canlının) cinsiyetini belirleme/bilmedir. bizdeki gibi, “seks yapmak” ile kast edilen öncelikli olarak, yukarıda da yazdığım gibi “sexual intercourse” değildir. bizde zaten onun için “cinsel birleşme/çiftleşme” (tdk) deyişleri kullanıldığından “sex yapmak” fiilinin kullanılışını bir türk türkçe özürlülüğü olarak değerlendiriyorum.

latincedeki sexus’un (ki charlton t. lewis’in sözlüğüne bakarsak sadece plinius’ta ve lactantius’ta “cinsel organ” anlamında kullanılmıştır: plin. 22, 8, 9, § 20; lact. 1, 21, 16), onun oğlu olan ingilizcedeki sex’in bizde çok sağlam bir muadili var: cins. arapça kökenli cins kelimesi, c/g+n+s harflerinden ötürü açıkça latincedeki ve yunancadaki aynı anlama (ve şu anlamlara: doğum, doğuş, soy, doğuştan, oyluluk, torun, nesep, ırk, çeşit, sınıf, yön) gelen genus/genos’la (alm. genus, fr. genre, ing. gender) ilişkili olabilirmiş gibi (bu konuda bkz: i. z. eyuboğlu, türk dilinin etimoloji sözlüğü, sf.114, 1991: “öte yandan lat.-grek dillerinde genus-genos [soy, sop, kuşak] sözcüklerinin ar.ya cins olarak geçmesiyle genos-genus-cins-cin-can bağlantısının kurulduğu düşünülebilir”). bir şekilde cins kelimesini sık kullanmışız: cins, cinsel, cinsî, cinsel birleşme/yaşam, cinsellik, cinsiyet vb.

cinsiyetin/sex’in sonradan değiştirilmesi dışında doğuştan taşınan niteliklerin tümü kişinin cinsiyetini verir. eğer bu “cins-” yapısı “genus”la alâkalıysa, o vakit benim niye bu karşılığı “sağlam” bulduğum da anlaşılmış olur. Zira genus “soy”la, “doğum”la alâkalı niteliği verir. latincedeki yukarıda bahsettiğim isim-fiil ilişkisine örnek teşkil edecek şekilde generare fiili “doğurmak, döllemek, yavrulamak” manalarında olup bu doğuştan getirilen niteliğin “doğal” (türkçemizdeki doğ-‘la alâkalı üretilmiş kelimeler de çok sağlamdır bana göre, anlam skalasını göz ardı etmeyiniz) olduğunu, fakat sonradan de-generare yani dejenerasyona uğrarsa, “doğuştan” gelen “doğal”lığını yitirdiğini yani cinsiyetinde sapma olduğunu düşünürüz. görüldüğü gibi genus/cins, fazlasıyla doğumla ve bozulmamayla alâkalıdır. oysa sexus/sex’te böyle bir anlam derinliği yok; onun da dilbilimsel açıdan kendi derinliği vardır elbette, ancak genus’takine benzer şekilde “doğuştan” getirilmiş/edinilmiş nitelik anlamı yok. sexus, secare fiilinden (“belirlemek, bölmek, ayrım yapmak, parçalamak”) gelir; yani sex’te ön planda olan belirlenmiş olan türün kendisidir, doğuştanlığına önem atfedilmiyor; oysa genus yani bizim türkçedeki karşılığıyla cins, doğal, bozulmamış olan türü gösterir.

bu saatte neden buna takıldım? sebebi şu: tam şu an bugün butonuna basıp ekşi sözlük’ün sol tarafını yenileyebilirim, ama yenilemiyorum, çünkü türk faşistiyle kürt faşistinin yaptığı seks diye bir başlık görüyorum. bu başlık tam da şu an bu entiriyi girmeme neden oldu. hep söylediğim bir şey vardır, dil ve dil analizi o kadar mühim bir çalışma alanıdır ki aslında, insana farkında olmadan her türlü hakaretin, anlamsızlığın, saçmalığın, saldırının göründüğü gibi olmadığını, kullanılan kelimelerin ne kadar masum olduğunu aşılıyor. türkçeyi veyahut başka bir dili çok iyi bilmek, en ilkel kavimlerden günümüze kadar söz konusu dili dil yapan değerlerin yolculuğunu bilmek demektir. kelimeler insan buluşudur, kutsal kitap’a bakarsanız, tanrı’nın adem’e “cennet bahçesi”ndeki nesneleri isimlendirmesi için yetki verdiğini görürsünüz. yani insanoğlu, çevresini isimlendiren, dillendiren zekâyı, bilinci taşır. bu taşıyıcılığından ötürü o insandır ve diğer canlılardan ayrılır. kelimeler o kadar masum ki, cümleyi oluşturan parçaları tek tek incelerseniz türk faşistiyle kürt faşistinin yaptığı seks gibi başlık bile huzurunuzu bozmaz. her disiplin kendi masumiyetinden güç alır elbette, ama bana kalırsa dil çalışması üzerinde çalıştığı materyalin (dil) “kendinde şey”liğinden ötürü en masum olandır.

kelimelerin günahı olmaz

Düşünmeyenlerin büyük soruları olmaz; amma düşünen her insan, er ya da geç, bir gün sorar: Ben neyim; nereden geldim, nereye gideceğim? Başsız ve sonsuz olan bu âlem neden var oldu ve ben niçin yaratıldım?
Bu soruların cevabını bulanlar mesuddur, huzurludur, onlar için herşey yerli yerindedir.
Fakat hayâtın akıp giden seli içinde, bir lâhza durup düşünen ve hilkatin derin sırlarını çözebilen, açmazlarına çâre, derdine devâ bulan kaç bahtlı vardır?
İşte, en son ve en yüce dini tasavvuf neşvesiyle şahsında temsil eden, bütün cihânı sevgi ve şefkâtle kucaklayan Ken’anRifâî, sohbetleriyle bize hakikatin yolunu gösteriyor.
Günlük hayātın içinden, küçük hâdiselerden büyük neticeler çıkararak ufkumuzu aydınlatıyor. Öyle ki en çapraşık meseleler kolayca çözülüyor ve bizi kendi gerçeğimizle yüzyüze getiriyor.

Kadın Numarası” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir